Yaygın Gelişimsel Bozukluk yani Otizmin bilinen bir çok tipik belirtileri vardır.

Yaygın Gelişimsel Bozukluk yani Otizmin tipik belirtileri aşağıdaki gibidir.

Göz kontağı kısıtlıdır ya da yoktur
.

Çevreye ilgisizdirler
.

Adına tepki vermezler
.

Aşırı hareketli yada hareketsiz olabilirler
.

Bazıları fiziksel temasa (öpülme, sarılma vs.) izin vermez yada hoşlanmaz
.

Çoğunlukla insanları değil cansız varlıkları tercih ederler
.

Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole ederler
İşaret etmezler, ihtiyaçlarını yetişkinin elini kullanarak ifade ederler
.

Taklit becerisi yoktur yada sınırlıdır
Konuşma birçoğunda gelişmemiştir


Konuşma gelişse bile bunu iletişim aracı olarak kullanmazlar
.

Ekolaliktirler, söylenenleri papağan gibi tekrarlarlar


Zamirleri ters kullanırlar


Uygun olmayan vurgulamalar, kalıp cümlelerle konuşurlar
.

Mekanik ve tek düze ses tonu kullanırlar
Uygunsuz gülme ve kıkırdamalar vardır.


Düzen takıntıları vardır


Nesne takıntıları vardır.

Objelere gereksiz yere bağlanma… (pipet, şişe, araba… vs)
Rutinlerindeki değişikliklere tepkilidirler
.

Tekrarlayan davranışları (stereotipiler) vardır (nesneleri çevirme, el çırpma, kanat çırpma, zıplama, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme…)


Oyuncaklarla gerektiği gibi oynamazlar (arabaları dizerler, topu çevirirler…)
Hayali oyun oynamazlar
.

Sürekli ayn oyunları oynamayı tercih ederler.


Bazıları çok inatçıdır
Bazıları ses, acı, koku, ışık ve dokunuşa aşırı hassastırlar
.

Bazıları soğuk, sıcak, acıya duyarsız olabilir
.

Bazıları tehlikeye karşı duyarsız olabilir.


Yemek yeme bozuklukları vardır
.

Bazıları kendine, çevresindekilere ve eşyalara zarar verebilir


Beklemeye yada isteklerini ertelemeye pek tahammüllü değillerdir.

Otizmin bugün için bilinen tek tedavisi özel eğitimdir. Otizm tedavisinde de en önemli husus her zaman ki gibi erkan tanıdır.

Erken Tanının Önemi



Otizmin bugün için bilinen tek tedavisi özel eğitimdir. Özel eğitimin amacı çocuğun ihtiyaçlarına yönelik olarak planlanmış programlarla, çocuğun gelişimsel olarak mümkün olduğunca akranları düzeyine ulaşmasını sağlamaktır. Bu çocukların erken dönemde tanınması ve uygun eğitime başlanması, hastalığın gidişatı ve ilerleyen dönemlerde karşılaşılabilecek problemlerin en aza indirgenmesi açısından çok önemlidir.


Otizm tanısı genelde 3 yaşından itibaren kesin olarak konmaktadır. Fakat yapılan çalışmalar otizmin 18 aydan itibaren tanınmasını olası kılmıştır. Otizmin uyarıcı işaretlerinden birinin bile ortaya çıkması çocuğun bu alanda uzman kişilerce değerlendirilmesini gerektirir.

Bu belirtiler şunlardır;


İkinci ayda hiçbir dinleme ve göz temasının olmaması
 4-5. aylarda anne-babaya neşeli ses yada gülücükle karşılık vermemek
 8-9. aylarda karşılıklı iletişim kuramamak
İşaret etmek yerine yetişkinin elini kullanarak göstermek, işaret edilen yere bakmamak,
1 2. ayda en az iki kelime ile iletişim kuramama, anne-babanın yüz ifadelerini yada sesini taklit edememek
 1 6. ayda problem çözmeye yönelik karmaşık işlemler yapamamak
İki yaşında taklit oyunu oynamamak
 36-48 ay arasında kim, nerede, niçin sorularına cevap verememek
Kazanılmış becerilerin kaybedilmesi.

Erken Tanı Nasıl Konur ?

Otizmin kesin tanısı için kullanılan belirli bir yöntem yoktur.

Gözleme dayanarak ve aileden alınan bilgilere göre tanı konur.

Belirtilerin tamamının bir çocukta görülmesi şart değildir.
 Otistik çocuklar bu davranışları hafiften ağıra değişen ölçülerde ve değişik kombinasyonlarda sergileyebilirler.
 Belirtilerin bazıları zaman içinde kaybolup, bazıları da yine zaman içinde ortaya çıkabilirler. Bu işaretlerden biri yada birkaçının ortaya çıkması çocuğun çocuk psikiyatristleri ve çocuk nörologları tarafından değerlendirilmesini gerektirir.

Otizmin bugün için bilinen tek tedavisi özel eğitimdir. Bu çocukların erken dönemde tanınması ve uygun eğitime başlanması, hastalığın gidişatı ve ilerleyen dönemlerde karşılaşılabilecek problemlerin en aza indirgenmesi açısından çok önemlidir.

Otizmin bugün için bilinen tek tedavisi özel eğitimdir.
Özel eğitimin amacı çocuğun ihtiyaçlarına yönelik olarak planlanmış programlarla, çocuğun gelişimsel olarak mümkün olduğunca akranları düzeyine ulaşmasını sağlamaktır.
Bu çocukların erken dönemde tanınması ve uygun eğitime başlanması, hastalığın gidişatı ve ilerleyen dönemlerde karşılaşılabilecek problemlerin en aza indirgenmesi açısından çok önemlidir.


Otizm tanısı genelde 3 yaşından itibaren kesin olarak konmaktadır.
Fakat yapılan çalışmalar otizmin 18 aydan itibaren tanınmasını olası kılmıştır.

Otizmin uyarıcı işaretlerinden birinin bile ortaya çıkması çocuğun bu alanda uzman kişilerce değerlendirilmesini gerektirir. Bu belirtiler şunlardır;
İkinci ayda hiçbir dinleme ve göz temasının olmaması 
4-5. aylarda anne-babaya neşeli ses yada gülücükle karşılık vermemek
 8-9. aylarda karşılıklı iletişim kuramamak
İşaret etmek yerine yetişkinin elini kullanarak göstermek, işaret edilen yere bakmamak,
1 2. ayda en az iki kelime ile iletişim kuramama, anne-babanın yüz ifadelerini yada sesini taklit edememek
 16. ayda problem çözmeye yönelik karmaşık işlemler yapamamak
İki yaşında taklit oyunu oynamamak
 36-48 ay arasında kim, nerede, niçin sorularına cevap verememek.
Kazanılmış becerilerin kaybedilmesi.