CHP Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak, 104 emekli amiralin açıklamasını iktidar kanadının “darbe iması” olarak değerlendirmesi için “İktidar ittifakı, mağduriyet algısı yaratma çabasına girişti. Emekli askerlerin darbe yaptığı, dünyanın neresinde görülmüş? Ayrıca bir darbenin kamuoyuna önceden yapılan bir yazılı açıklamayla duyurularak yapıldığı, nerede görülmüş? Türkiye’de darbeler dönemi kapanmıştır” dedi.

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporu hazırladı. Toprak’ın haftalık değerlendirmesinden öne çıkanlar şöyle:

YAŞANAN AĞIR EKONOMİK BUHRANIN ÜSTÜNÜ ÖRTME ÇABASIDIR

Boğaziçi öğrencilerinin demokratik protestoları için ‘kalkışma, dış güçlerin darbe hazırlığı’ deyip, hukukçuların, emekli büyükelçilerin, Yargıtay başsavcılarının görüş ve beyanatlarına karşılık, emekli subayların Montrö açıklamasından darbe yaratma senaryoları da siyasi mağduriyet algısı arayışlarının bir başka örneğidir. Yaşanan ağır ekonomik buhranın üstünü örtme çabasıdır! Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışma gündemine gelmesi üzerine gerek siyasi partiler gerekse bilim insanları, hukukçular çeşitli açıklamalar yaptılar. 126 emekli büyükelçi ortak bir açıklamayla; Montrö’den çekilmenin konuşuluyor olmasının bile Türkiye’nin ulusal egemenlik, bağımsızlık, ulusal çıkarlarına, Karadeniz’in Montrö sayesinde bir ‘barış denizi’ olma olgusuna ve nihayet Mavi Vatan’a ağır zarar vereceğini dile getirdiler.


EMEKLİ ASKERLERİN DARBE YAPTIĞI NEREDE GÖRÜLMÜŞ

Aynı konuda 103 emekli amiralin açıklama yapması üzerine iktidar ittifakı derhal ‘darbe iması’ iddiasıyla mağduriyet algısı yaratma çabasına girişti. Öncelikle emekli askerlerin darbe yaptığı, dünyanın neresinde görülmüş? Ayrıca bir darbenin kamuoyuna önceden yapılan bir yazılı açıklamayla duyurularak yapıldığı, nerede görülmüş? İç ve dış politikadaki, hukuk ve yargıdaki, ekonomi ve siyasi alandaki pek çok konuda emekli Yargıtay üyeleri, emekli AYM başkan ve üyeleri, emekli müsteşarlar, vb. açıklama yapıp, yorum ve görüş beyan ediyor da emekli subaylar görüşlerini açıklayınca neden hemen darbe çağrısı oluyor. Eski Başkan Trump’ın başkanlığı devretmeme, seçimi kaybederse taraftarlarını Washington’da toplanmaya çağırma açıklamaları üzerine ABD ordusunda muvazzaf ve emekli 200 general ve amiral ortak açıklama yaparak, Başkomutanlık görevinin Trump’tan Başkan Yardımcısı Pence’e devredilmesini istedi. Kimse de çıkıp, 200 subay-general-amiral için darbeci demedi.


TOPLUMSAL DUYARLILIĞI TAHRİK ETME ÇABASIDIR

Emekli subayların Montrö Sözleşmesiyle ilgili olarak yaptığı ortak açıklamadan darbe iması çıkartıp, ortalığı velveleye vermek istemesi, gündem değiştirme, gerçek sorunların üzerini örtme ve buradan mağduriyet yaratarak, toplumsal duyarlılığı tahrik etme çabasıdır. İktidarın küçük ortağı, Boğaziçi öğrencilerinin eylemlerini dış güçlerin darbe hazırlığının parçası olduğunu iddia edip, savcılara, emniyete ve MİT’e ‘arkalarında kimlerin olduğunun ortaya çıkarılması’ çağrısında bulunmuştu. Bugün de emekli subayların Montrö açıklamasını ‘olağanüstü bir durum, kalkışma hazırlığının habercisi, ulusal güvenliğe bağımsızlığa ve demokrasiye tehdit’ olarak nitelendirmesi, akıl tutulmasıdır.


ABESLE İŞTİGALDEN SİYASİ MAĞDURİYET YARATMA GAYRETLERİ

Şimdi iktidarın algı oyunları ve senaryoları kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan için Ankara’ya dönüşünde havaalanına binlerce araçlık konvoyla karşılamaya gidilmesi, otobüs üzerinde bir konuşma yapması, darbeyi püskürttüklerini ifade etmesi vb. görüntüleri de sergilenebilir. Bu iktidar açısından mağduru oynamanın ve mağdur rolüne bürünmenin sınırı yok, geçmiş örnekleri çok. Türkiye’de darbeler dönemi kapanmıştır. Böyle bir olasılığın siyaset gündemine taşınarak tartışılması, iktidar sözcülerinin Bakan talimatıyla kamu kuruluşlarının bildiriler yayınlaması, AK Parti’nin olağanüstü toplantı kararları vb. alması tam anlamıyla ortalığı karıştırma, toplumsal korku iklimi yaratarak, abesle iştigalden siyasi mağduriyet yaratma gayretleridir.


TBMM’NİN VARLIĞINDAN RAHATSIZ ZİHNİYET

İktidarın Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yönelik köktenci tutum ve söylemleri öne çıkartarak, hızla yitirdiği siyasi ve toplumsal desteği koruyabilmek için yeni mağduriyet arayışlarına girdiği görülüyor. Bu kapsamda AYM’nin kapatılması gündeme taşınmakta, iktidar ittifakının, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti anlayışı ve zihniyeti daha belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla şimdi sıra AYM’ye gelmiş görünmektedir. Üç ay önce lağvedilmesi istenen AYM’nin şimdi de kapatılmasının ‘öncelikli hedef olduğu’ dile getirilmektedir. Böyle bir talebi dillendirmek bile demokrasiye, adalete, bağımsız yargıya, hukuk devletine inançsızlığın, yasama organı ve yasa düzeniyle TBMM’nin varlığından rahatsız bir zihniyetin dışa vurulmasıdır.


İKTİDAR, KÜÇÜK ORTAĞIN ELİNDE

AYM’nin kapatılması çağrısının bir başka açıdan yorumu anayasanın ve anayasal demokratik düzenin, yasaların öngördüğü bireysel ve kurumsal hakların, anayasanın yargı güvencesine aldığı temel vazgeçilmez hak ve özgürlüklerin de lağvedilmesinin istenmesidir. İktidar ittifakının büyük ortağının özlemlerinin, küçük ortağın sözcülüğüyle seslendirilmesidir! İktidar ittifakının küçük ortağının bugüne kadar dile getirdiği tüm taleplerinin, büyük ortak tarafından anında yerine getirildiği anımsandığında görünürde ve resmiyette olmasa da fiili erk sahibinin, iktidar ve yönetim gücünün küçük ortağın elinde olduğu anlaşılmaktadır.

Kaynak: Anka Haber