CHP Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak, bir yanda açıklanan reform paketleri bir yanda yaşanan milletvekilliği düşürmeleri ve devamındaki tartışmaları örnek göstererek “Kendi tabanında bile hızla oy kaybeden, ittifak ortağı ile sorun yaşayan, her alanda iyice sıkışan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birilerini hoş etmek için 2021’de reform sözcüğünü sıklıkla telaffuz etmeye mecbur kaldı ve bu yola başvurdu. AB’ye, ABD’ye, yabancı yatırımcıya şirin görünmek zorunda. Sıraladığı reform maddeleri dışarıya karşı pazarladığı yeni bir makyaj seti” dedi.

KARAR YOK HÜKMÜNDEDİR

Kadınların toplumsal eşitliğini reddeden, kadınları ‘dinsel ve cinsel meta’ olarak nitelendirip, hükmetme hakkını kendinde görenlerin telkini ile bir süredir bazı tarikat ve cemaat liderleri tarafından baskı altına alındığı anlaşılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu karanlık emel sahiplerine boyun eğerek, 10 yıl aradan sonra geri adım attı. Attığı bu geri adımla, ülkemizdeki 42 milyon kadının her türlü şiddet, baskı, cinayet tehdidi, cinsel taciz karşısında sahipsiz bırakıldığını, devletin kadınları ikinci sınıf vatandaş olarak gördüğünü ve canilere elleriyle teslim ettiğini, yetkisini aşıp, hukuka aykırı olarak imzaladığı kararla tescil etti. TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe giren bir uluslararası sözleşmenin hangi usulle yürürlükten kalkacağı anayasamızda açık şekilde yer almaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, ancak TBMM’de bu yönde kabul edilecek bir yasanın Cumhurbaşkanınca onayıyla mümkündür. Onun dışındaki kararlar, geçersizdir. Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi halen yürürlüktedir. İktidar, ‘çağdışılığa geri dönüş’ adımıyla sergilediği bu ayıbın üzerini örtmek için, ‘Güçlü Kadın Güçlü Türkiye’ sloganı altında sosyal medya kampanyası başlatsa da bunlar inandırıcılıktan yoksundur. Cumhur İttifakı, kendi aralarında kurguladıkları karanlık bir senaryoyu hayata geçirmek üzere peş peşe adımlar atıp, hamleler yaparak toplumu germeyi, endişe ve korku atmosferini yaygınlaştırmayı, toplumu teslim almayı hedefliyor. İstanbul Sözleşmesi’nin milletlerarası antlaşma olduğu için kanun hükmünde olduğunu, Cumhurbaşkanı’nın fesih etme yetkisinin olmadığını, vurgulamak isterim. Cumhurbaşkanı kararı Anayasa'ya tümüyle aykırıdır, yok hükmündedir. İptal edileceğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi de biliyor, ama ülkenin gerçek gündemini gizlemek, bazı din istismarcılarına yaranmak için, akıl ve mantık dışı senaryoları sergilemekten esef duymuyor. Sonrasında ‘yine kandırılmışım’ diyecek.


DIŞARIYA KARŞI YENİ MAKYAJ SETİ

19 yıldır ülkeyi tek başına yöneten Cumhurbaşkanı Erdoğan, niçin, 2020’nin son günlerinde 2021'in demokratik ve ekonomik reformlar yılı olacağını ilan etti? Ne reformu! Bakınız; İnsan Hakları Eylem Planı'nda yer alan 11 temel ilkenin 7. maddesine dikkatinizi çekmek isterim. Devlet, girişim ve çalışma hürriyetini rekabete dayalı serbest piyasa kuralları ile sosyal devlet ilkesi çerçevesinde korur ve geliştirir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi yanlış ve öngörüsüz politikaları yüzünden yabancı yatırımcıları kaçırdığını, yabancı sermayenin Türkiye’den uçup gittiğini nihayet anladı. Şimdi onlara ‘gelin, malınız da paranız da siz de benim ülkemde garantidesiniz. Hakkınız-hukukunuz korunacaktır’ diyor. Hak-hukuk ve adaletin tükendiği, yargının kontrol altına alındığı bir ülkede reform sözcüğüne yerli, yabancı yatırımcı inanır mı? İnsan Hakları Eylem Planı’nın açıklanmasından hemen sonra yaşananlar, açıklanan reformların bu ülke insanı için olmadığını, kendi vatandaşı için ilan edilmediğini, tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. 34 yıl önceki şiirinden dolayı Erdoğan'a hakaretten ifadeye çağrılan şair, ‘sürgün insanlık suçudur’ diye tweet attığı için sürgün edilen vatandaş, paylaştığı bir karikatür nedeniyle gözaltına alınan gazeteci, fezlekeleri Meclis’e getirilen vekiller, vekillikleri düşürülen vekiller, kapatma davası açılan parti, TBMM’de yalınayak sürüklenerek gözaltına alınan eski vekil, bir ülkede reform edilen bir yılda bunlar ve dahası yaşanır mı? Kendi tabanında bile hızla oy kaybeden, ittifak ortağı ile sorun yaşayan, her alanda iyice sıkışan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerini hoş etmek için 2021’de reform sözcüğünü sıklıkla telaffuz etmeye mecbur kaldı ve bu yola başvurdu. AB’ye, ABD’ye, yabancı yatırımcıya şirin görünmek zorunda. Sıraladığı reform maddeleri dışarıya karşı pazarladığı yeni bir makyaj seti.


RİSK PUANI YÜKSELECEK

Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması, art arda siyasi gerilimlerle beslenen istikrarsızlık döviz kurlarında tırmanışı hızlandıracak, kısa vadeli borçların çevrilmesi rezerv yokluğunda daha da güçleşecektir. Bu tablo, Türkiye’yi kırılgan ekonomiler arasında ilk sıraya taşıyacak ve risk puanını yükseltecektir.

Kaynak: Anka Haber