CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, TBMM'ye sunulan Turizm Teşvik Kanunu değişiklik teklifi ile CHP'nin yönetiminde olan turizm bölgelerinde belediyelerin yetkilerinin kısıtlanmak istendiğini bildirdi. Torun, "Yerel seçim sonuçlarını bir türlü içine sindiremeyen, kaybettiği belediyelerden intikam almak için her yolu deneyen siyasi iktidar, şimdi de turizm bölgelerindeki belediyelerimizin taşınmazlarına göz dikti. Böylece Bakanlığın, belediyelerin taşınmazlarına el koyması yasal bir zemine kavuşturulacak" dedi.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut ve CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı ile birlikte TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Seyit Torun, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan AKP’nin sunduğu kanun teklifini eleştirdi.

İktidarın, 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarını kabullenemediğini ifade eden Torun, "Kaybettiği belediyelerden intikam almak için her yolu deneyen siyasi iktidar, şimdi de turizm bölgelerindeki belediyelerimizin taşınmazlarına göz dikti. TBMM’ye sunulan 32 maddelik, ‘Turizm Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ ile belediyelerimizin turizm alanlarındaki yetkileri, açıkça elinden alınmak istenmektedir" dedi. 


“BAKANLIĞIN, BELEDİYE TAŞINMAZLARINA EL KOYMASI YASAL BİR ZEMİNE KAVUŞTURULACAK”

Torun, sunulan kanun teklifinin 6. maddesinin, yerel yönetimlere ait olan taşınmazların, yatırımcıların isteği üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı'na tahsis edilebilmesini sağlayacağını belirterek, şöyle konuştu: 

"Böylece Bakanlığın, belediyelerin taşınmazlarına el koyması yasal bir zemine kavuşturulacak. Anayasa’nın 35'inci Maddesi’nde gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet hakkı koruma altına alınmıştır. Yani bu teklif ile getirilen düzenleme açıkça Anayasa’ya aykırıdır. Bu düzenleme ile iktidar şunu söylüyor: ‘Millet bana belediyeleri vermedi ama ben milletin iradesini tanımıyorum. Belediyelerin yetkilerine cebren el koyuyorum.’ Kusura bakmayın kardeşim, bu millet buna izin vermeyecek. Vatandaşın kararını tanımayan bu ceberut iktidara şunu söylüyoruz: Yerel seçimlerin üzerinden geçen iki yılda, bizim belediyelerimiz kimsenin hakkı yememiştir. Biz de belediyelerimizin hakkını, hukukunu kimseye yedirmeyiz."


"HAYVANCILIĞA DARBE VURMAK, MERALARDA BİLE İNŞAAT YAPMAK İSTENİYOR" 

Yine teklifin 6. maddesinde mera, yaylak ve kışlakların, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na tahsis edilmesine imkan tanındığının altını çizen Torun, "Burada da yerel yönetimlerin bütün yetkileri görmezden geliniyor. Meralar vatandaşın ortak malıdır. Bu alanlar yatırımcılara tahsis edilerek, hayvancılığa da büyük bir darbe vurulacaktır. Bu düzenleme ile belediyelere tahsis edilen meralar da ellerinden alınacaktır. Yıllarca şehirlerimizi rant uğruna betona gömen bu müteahhit zihniyetli iktidar, açıkça hayvancılığa darbe vurmak, meralarda bile inşaat yapmak istemektedir" dedi. 


"TEK ÇED RAPORU YETERLİ"

Torun, 6 maddenin bir diğer içerdiği hususun ise turizm bölgelerinde yapılacak yatırımlar için sadece bir çevresel etki değerlendirme (ÇED) kararının yeterli olacağı uyarısını yaparak, "Yani bir yatırım için 'ÇED olumlu' kararı verildikten sonra başka hiçbir incelemeye gerek kalmadan o yatırımın gerçekleşmesinin önü açılıyor. Bu düzenlemeyle de ÇED kararından sonra, çevrenin korunması adına, inceleme ve değerlendirme komisyonlarının kurulmasından vazgeçiliyor" eleştirisinde bulundu. 

Teklifin 3'üncü maddesinde kıyılardaki müstakil plaj işletmelerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ruhsat alma zorunluluğu getirilmek istendiğini söyleyen Torun, kanun teklifine yönelik eleştirilerine şöyle devam etti: 


RUHSATLARI DA BEN VEREYİM’ DİYOR

Yani iktidar, 'Belediyeler ruhsat bile vermesin, ruhsatları da ben vereyim' diyor. Böylece bu işletmelerin belediyelerden aldıkları ruhsatlar geçersiz olacak. Bir anlamda kazanılmış hakları yok sayılacak. Bu teklif yasalaşırsa siyasi iktidar, artık sadece kendi istediği kişilere, hiçbir kurumun kararını umursamadan ruhsat verebilecek.


LÜKS ÇADIR TESİSİ

Teklifin 4'üncü maddesinde de gerçekten çok kritik bir düzenleme yer alıyor. Bu madde ile kıyılarda lüks çadır tesisi yapılmasının önü açılıyor. Bu tesisler sadece Bakanlıktan işletme belgesi alacak sonrasında başka bir koşul aranmaksızın faaliyete başlayacak. Yerel yönetimlerin bu lüks çadır tesisleri için tek sözü dahi olmayacak, yetkileri gasp edilecek.”


"KENDİ İSTEDİKLERİ KİŞİLERE AÇIKÇA PEŞKEŞ ÇEKMEK İSTİYORLAR"

Sunulan kanun teklifine ilişkin Torun, siyasi iktidarın, yerel seçimlerde kaybettiği belediyelerin tüm yetkilerini hukuksuzca almak istediğini ifade ederek, "Milletin sandıkta belediyelerimize verdiği yetkiler, masa başında çalınmak isteniyor. 19 yıllık devri iktidarlarında, devletin bütün kaynaklarını bir avuç azınlığa teslim ettiler, yetmedi. Kendilerini saraya çıkarıp, milleti yoksulluğa mahkûm ettiler, yetmedi. Şimdi de gözlerini, belediyelerimizin elindeki mallara diktiler. Yetkileri olmamasına rağmen belediyelerin taşınmazlarını alıp, kendi istedikleri kişilere açıkça peşkeş çekmek istiyorlar" diye konuştu. 


"SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ"

Kaşgarlı Mahmut'un, "Deve yüküyle aş olsa, aça az görünürmüş" sözüne atıf yapan Torun, şöyle konuştu: 

"Biz de şu anda karnı doysa da gözü doymayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu kanun teklifi, yağmacılığın önünü açan bir tekliftir. Birazdan komisyon toplantısı başlayacak. Komisyon üyesi arkadaşlarımız orada gerekli mücadeleyi ortaya koyacak. CHP olarak, bu hukuksuz teklife karşı sonuna kadar direneceğiz. Milletin helal oylarıyla seçtiği belediyelerimizin hakkını hukukunu, bu gözü dönmüş iktidara yedirmeyeceğiz. Ve yine söylüyoruz: Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi hukuksuzluktan medet umarlarsa umsunlar, belediyelerimizin önünü asla kesemeyecekler. Ne yaparlarsa yapsınlar; ilk seçimde, zalimlik, hukuksuzluk, yağmacılık değil, adalet kazanacak, vicdan kazanacak. Milletimizin desteğiyle hak gelecek, batıl zail olacak."

Kaynak: Anka Haber