Hendek'te Havai Fişek Fabrikası'nda meydana gelen patlamayla ilgili davanın bugünkü duruşmasında, mağdurlardan Enes Dilber'in Çin Mahallesi’nde barut üretimi yapılmadığı yönünde verdiği ifadeye, sanık müşteki Ahmet Çağırıcı ve diğer mağdurlar tepki gösterdi. Müşteki avukatlarından Can Atalay, Dilber'in ifadeleriyle ilgili "Savcılıktaki ifadesini önemli ölçüde değiştirmeye çalıştı. İşverenle uzlaşmazlık giderme tutanağına imza atmadan bir tür anlaşma yoluna gittiği iddia ediliyor" dedi.

Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası patlamasına ilişkin açılan davanın ikinci duruşmasına Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediliyor. Dün sanıkların savunmalarının alındığı davada, bugün mağdurlar ve şikayetçiler dinleniyor. 


SANIKLARDAN ŞİKAYETÇİ OLMAYAN ENES DİLBER, İŞVERENDEN TAZMİNAT ALDIĞINI SÖYLEDİ

Müşteki Enes Dilber'in "Çin Mahallesi’nde barut üretimi yapılmadığı" şeklindeki ifadesine sanık müşteki Ahmet Çağırıcı ve diğer müştekiler tepki gösterdi. Salonda tansiyon yükseldi, fenalaşanlar oldu. Enes Dilber’in fabrika sahiplerinden para aldığı iddia edildi. Enes Dilber, sanıklardan şikayetçi olmadı. Müşteki avukatları, Enes Dilber'in 15 Eylül'de savcılıkta aksi yönde ifadeler kullandığını belirtti. Enes Dilber'e ifadesindeki cümleler hatırlatıldı. Dilber, 15 Eylül 2020 tarihli ifadesini nasıl verdiğini hatırlamadığını, o dönem aklının yerinde olmadığını söyledi. Dilber, patlamadan sonra işverenden tazminatını aldığını ancak bu konuda herhangi bir tutanak imzalamadığını söyledi. Dilber, "Barut kırma işi yapılıyordu, sıfırdan barut üretilmiyordu" dedi. 

Mağdurların avukatlarından Can Atalay, Enes Dilber'in ifadeleriyle ilgili "Savcılıktaki ifadesini önemli ölçüde değiştirmeye çalıştı. İşverenle uzlaşmazlık giderme tutanağına imza atmadan bir tür anlaşma yoluna gittiği iddia ediliyor. Duruşma salonunda da bununla ilgili kaygı verici bir manzara vardı" dedi. 


"DAVA İNSANLAR ÖLDÜRÜLMESİN DİYE"

Atalay mahkeme süreciyle ilgili, "Bu dava Türkiye’de ekmeğini kazanırken insanlar öldürülmesin diye verilen hukuki mücadelenin önemli bir parçası, Soma gibi, Ermenek gibi, Milas’taki üç işçi gibi, Aladağ’daki dosya gibi.  Burada insanlar 'Bizim acımız derin, bizim evlatlarımız, eşlerimiz, babalarımız geri gelmeyecek biz benzer meseleler tekrar yaşanmasın diye buradayız' diyor" ifadelerini kullandı.


"KENDİSİNE BİR ŞEY OLMAYACAĞININ GÜVENCESİNİ ALDIĞININ KANITI"

Avukat Atalay, bugünkü duruşmaya katılmayan fabrika sahiplerinden Ali Rıza Ergenç Çoşkun'un tutuksuz yargılanmasıyla ilgili ise "Ne kadar kendisine güvendiğinin ne kadar kendisine hiçbir şey olmayacağına ilişkin güvendiğinin ve buna ilişkin ihtimalen güvence aldığının somut kanıtıdır. Bu bile bence tutuklanma gerekçesidir" dedi. Atalay, konuya ilişkin şöyle konuştu:

"Yaş durumu nedeniyle tutuklama gerekçesi veriyor. Hakimlik ve Ağır Ceza Mahkemesi buna devam etti. Türkiye’de yaşına rağmen tutukluğu devam eden kaç insan biliyoruz? Ben çok insan biliyorum. Sağlık raporu başka bir şey. Ortada 7 ölü var. Bu ülkede sadece düşüncesini ifade ettiği için insanlar cezaevinde tutulmaya, hem AİHM kararı uyarınca serbest bırakılması gereken insanlar tutuklu kalmaya devam ediliyorlar. İnanılmaz bir şey. Ne kadar kendisine güvendiğinin ne kadar kendisine hiçbir şey olmayacağına ilişkin güvendiğinin ve buna ilişkin ihtimalen güvence aldığının somut kanıtıdır. Bu bile bence tutuklanma gerekçesidir."


"SALDIM ÇAYIRA MEVLAM KAYIRA"

"Bu memlekette sosyal cinayet düzeni, işçilerin canının önemsiz bir işletme kalemi olarak görülmesi son bulana kadar bu davanın ve diğerlerinin takipçisi olmaya çalışacağız" diyen Avukat Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada saldım çayıra Mevlam kayıra şeklinde fabrika işletilmesinin, işçi çalıştırılmasının somut örneğini gördük. Dün de bundan hiç utanmayan, sıkılmayan birisi de hala serbest olan sermayedarların nasıl korunup kollandığını özellikle son 15 yıldır ve hiçbir tedbir alınmadan 2019’da iki kere, 2010’da bir kere, 2011’de bir kere, 2014’te bir kere olmak üzere bunların üçü önemli, son olarak da geçen 7 kişinin öldüğü 127 kişinin yaralandığı bir olaya neden oldukları, doğrudan kasten bu insanların ölümünü öngördüklerini ve sayı hesabı yaptıkları görüldü. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Bu memlekette sosyal cinayet düzeni, işçilerin canının önemsiz bir işletme kalemi olarak görülmesi son bulana kadar bu davanın ve diğerlerinin takipçisi olmaya çalışacağız."


Kaynak: Anka Haber