Sakarya Hendek’te 7 işçinin hayatını kaybettiği, 128 kişinin yaralandığı Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'ndaki patlamaya ilişkin açılan davanın ikinci duruşmasında ara karar açıklandı. Mahkeme, fabrika sahiplerinden Yaşar Coşkun ile Asiye Angın, Erşan Öztürk ve Hasan Ali Velioğlu'nun tutukluluk halinin devamına; İş Güvenliği Uzmanı Aslı Bozkurt'un tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Mağdurların Avukatı Can Atalay, karar sonrası yaptığı açıklamada "Bu dava Türkiye’de işçilere insan muamelesi yapılması davası. Bu dava işçi canının en ucuz maliyet kalemi olarak kavranmaması davası. İşçi hayatının en ucuz malzeme olarak kabul edilmemesi davası" dedi.

Duruşma 10 Haziran 2021 tarihine ertelendi. Karar sonrası yakınlarını kzaybedenler ve diğer mağdurlar ile avukatları bir açıklama yaptı. Müşteki Avukatı Can Atalay, "Bu dava Türkiye’de işçilere insan muamelesi yapılması davası. Bu dava işçi canının en ucuz maliyet kalemi olarak kavranmaması davası. İşçi hayatının en ucuz malzeme olarak kabul edilmemesi davası" dedi.

Can Atalay, Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'nın ortaklarından sanık Yaşar Çoşkun'un, patlamada tek kolunu kaybeden müşteki sanık Ahmet Çağrıcı için kullandığı, "Ahmet dikkatli konuşsun, yaşıyorsa benim sayemdedir, Sağlık Bakanı’na söyledim de bakımı o yüzden iyi yapıldı" açıklamasına, "Sağlık Bakanı şunun yanıtını verecek; Kendisine bir patron telefon etmediği zaman bu ülkede işçilere, mühendislere gereği gibi bakılmıyor mu? Bu insanlar canlarını sokakta bulmadılar" diyerek tepki gösterdi.


"KİMSE EKMEĞİNİ KAZANIRKEN ÖLDÜRÜLMESİN DİYEDİR BU DAVAMIZ"

Avukat Can Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu dava, Türkiye’de işçilere insan muamelesi yapılması davası. Bu dava işçi canının en ucuz maliyet kalemi olarak kavranmaması davası. İşçi hayatının en ucuz malzeme olarak kabul edilmemesi davası. Buradaki insanlar 2019’da iki kere 2010’da bir kere 2011’de bir kere 2014’te bir kere patlayan ve aynı şekilde çalıştırılmaya devam edilen sadece ölecek işçi sayısı hesap edilen bir fabrikada çalıştırılmaya zorlanmışlar. Zorlanmışlar çünkü başka iş bulamayacakları düşünülmüş Türkiye’nin mecvut hali nedeniyle. Burada bu insanların hayatlarının sadece bir sayı hesabı olduğu duruşma salonunda çok açık bir şekilde ortaya çıktı. Bir işçi ölürse haklarında dava bile açılmıyor. Öyle bir özgüven ki duruşma salonunda işçi tehdit ediliyor ‘Dikkatli konuşun, en yüksek makamlarla konuştuk’ deniliyor. Cumhurbaşkanının, İçişleri Bakanı’nın ismi anılarak yapılıyor bunlar. Dün sanık Yaşar Çoşkun dedi ki ‘Ahmet dikkatli konuşsun, yaşıyorsa benim sayemdedir, Sağlık Bakanı’na söyledim de bakımı o yüzden iyi yapıldı’ dedi. Sağlık Bakanı şunun yanıtını verecek; Kendisine bir patron telefon etmediği zaman bu ülkede işçiler, mühendisler gereği gibi yapılmıyor mu? Bu insanlar canlarını sokakta bulmadılar. Kimse ekmeğini kazanırken öldürülmesin diyedir bu davamız. Duruşma salonunda 18 yaşında gencecik bir kızımız ölen abisinin arkasından dedi ki; ‘Hiçbir işin doğasında ölüm yoktur, risk vardır, önlem vardır’. On binlerce sayfa mevzuatının özetidir bu, hepimize hukuk adalet dersi verdi."


"BİLEREK YAPTINIZ, SAYI HESABI YAPTINIZ"

Patlamada hayatını kaybeden Muhammet Seyfi Çanakçı'nın yeğeni avukat Gülşen Uzuner ise fabrika sahiplerinden Ali Rıza Ergenç Çoşkun'un mahkemeye getirilmemesine tepki gösterdi. "Bizim Çoşkunların çalışma sistemine itirazımız var buna kölelik diyoruz" diyen Avukat Uzuner, "Bu yoksulun, işçinin, garibanın nasıl çalıştığını gösteremediğimiz sürece nasıl öldüğünü göreceksiniz dedik. Burada biz yakınlarımızın nasıl öldüğünü konuştuk. Bu yargılamada, '25 kişi ölecekti ama 7 kişi öldü' denildi. Biz sayıları konuştuk. Büyük patron gelmedi duruşmaya. Biz aileleri 20 tansiyonla burada durdurduk. Bizim Çoşkunların çalışma sistemine itirazımız var buna kölelik diyoruz. İşçinin canını hiçe saya saya geldi bu ölüm. Biz bu yüzden buna 'Kasıt' diyoruz. Bilerek yaptınız. Sayı hesabı yaptınız. Bizim için dosyanın incelenmesi karartılan delillerin toplanmasına ilişkin çalışmalar yapılması hususu önemli. Sanıkların tutukluluk kararına ilişkin verilen karar önemli. Akıl verdiler, böyle bir cesaretleri var. Biz asla vazgeçmeyeceğiz bu davadan" diye konuştu. 


"YARALANAN ARKADAŞLARIMIZI TEHDİT EDİYORLARDI"

Patlamada yaralanan Semra Gülten ise fabrikada daha önce yaşanan patlamaların bildirilmediğine ve işçilerin tehdit edildiğine dikkat çekerek, "Göz önüne çıkmayan patlamalar var. Yaralanıp hastaneye giden arkadaşlarımızı tehdit ediyorlardı, 'İşten çıkarırız' diye. Patlamalar çoktu, bildirilmiyordu kimseye" dedi. 


"İŞÇİ, 'GARİBAN İŞÇİ' SIFATINDAN BU DAVAYLA ÇIKACAK"

Patlamada kardeşi Sebahattin Tepeçınar'ı kaybeden Hatun Tepeçınar da işçilerin bu davadan 'gariban işçi' sıfatıyla çıkmayacağını belirterek "5 gün buradaydık. Yaşar denilen şahıs üç kez Cumhurbaşkanının ve Süleyman Soylu’nun adını anıp geriye dönüp işçiler ifadelerini verirken ‘Dikkatli olun’ ifadesiyle tehdit bile gördük. Adaletten doğru bir karar çıkmasını bekliyorduk. Tutukluluk kararları bizi rahatlattı. Gariban işçi, gariban işçi sıfatından bu davayla çıkacak. Bu davamızla her şeyin değişmesini istiyoruz" dedi. 


"ASIL MAĞDUR BİZİZ, CUMHURBAŞKANI BİZİ DE ARASAYDI YA..."

Patlamada hayatını kaybeden Erhan Ateş’in eşi Nigar Ateş, tutuklu sanık Yaşar Çoşkun'un savunmasında sık sık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun adını zikretmesine şu ifadelerle tepki gösterdi:

"Cumhurbaşkanı bunları aramışsa bizi niye aramadı? Bizi de arasaydı ya.. Asıl mağdur biziz, bizim evlerimize ateş düştü. Bizi de arasın. Bizim de arkamızda olsun. Burada toplam ölen 11 kişi 7 kişi değil. Adam göğsünü gere gere ‘Cumhurbaşkanı beni aradı’ diyor. Biz de onun gibi göğsümüzü gere gere ‘Cumhurbaşkanı bizi aradı’ diyelim."


"CUMHURBAŞKANI VE SOYLU, NEDEN SÜREKLİ ADLARININ ZİKREDİLDİĞİNİ AÇIKLASIN"

Sebahattin Tepeçınar’ın kardeşi Ayşe İsmail Teyfikoğlu ifadesini verirken etrafının jandarmalar tarafından çevrilmesine tepki gösterdi. Teyfikoğlu, "Benim ifade verdiğim zaman müştekilerin arkasında birer tane jandarma konurken benim arkama azılı saldırganmışım gibi etten duvar örüldü, yaklaşık 15 kolluk kuvveti ile. Ben 1.50 boyunda bir bayanım. İkincisi kendisine saygın iş adamı olarak ifade eden şahıs (Yaşar Çoşkun) mahkeme boyunca Cumhurbaşkanın ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun adını zikr etti. Ben buradan Cumhurbaşkanı'na ve Süleyman Soylu’ya sesleniyorum; adlarının neden zikredildiğini bize açıklasınlar" dedi. 


"YUKARIYA KOVA KOVA MAL TAŞIYORLARDI"

Patlamada yaralanan Nigar Alemdar da Cumhurbaşkanı'na seslenerek "Yukarıya kova kova mal yolluyorlardı. Hepsini inkar ettiler. Yukarıda 23 kişi var, hepsi ölür diye düşündüler, aşağıdakileri öldürdüler. Herkesten adalet istiyorum" dedi.

Kaynak: Anka Haber