İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Marmara Bölgesi'nin, Türkiye’nin yüz ölçümünün yüzde 8,5’ine denk geldiği halde, nüfusun üçte birine ev sahipliği yaptığını, sanayinin de yüzde 50’sinin bu bölgeye yığıldığını belirterek, “Buna karşılık memleketin kırsal bölgeleri ise hızla boşalıyor. Bu gidişatı tersine çevirmenin yolu, güçlü bir tarım politikası inşa etmekten geçmektedir. Kırsaldaki gelişim, kentlerde olan sağlıksız büyümeyi durdurur. Mutfaktaki yangını söndürür” dedi.

CHP'nin İstanbul Avrasya Gösteri Merkezi’nde düzenlediği ve üç gün sürecek olan "CHP’li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi" başladı. İBB'nin ev sahipliğinde yapılan zirveye CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan yardımcıları, CHP'li büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri ile çiftçiler ve üreticiler katıldı. 

İmamoğlu, “Tarımsal Kalkınma Zirvesi"nin açılışında yaptığı konuşmada; "Sayın Genel Başkanımızın talimatıyla 6 aydır hazırlıklarını sürdürdüğümüz, 160 belediye ve 300 kooperatifin stant açtığı bu zirve, son yıllarda yerel yönetim anlayışımızda yaşanan çok önemli bir değişimin en net ifadesidir" dedi.

İmamoğlu'nun, konuşması satır başlarıyla şöyle:

“TARIMSAL KALKINMAYI GÖZ ARDI EDEN BİR TÜRKİYE GÜÇLÜ BİR ÜLKE OLAMAZ

Ülkenin dört yanında tarımsal kalkınmayı üreticiyi dert edinen, tüketiciyi gözeten yenilikçi, katılımcı çözümler geliştiren belediyelerin varlığını burada hissedecek ve göreceksiniz. Tarımsal kalkınma zirvesi, bu belediyelerin ve üreticilerin birlikte neler başardıklarını ve neler başarabileceklerini bu güzel buluşmada ortaya koyacak. Bu zirvede paylaşılacak her fikir Türkiye’nin geleceğini ekilen sağlıklı tohumlardır. Tarımsal kalkınmayı göz ardı eden bir Türkiye'nin güçlü bir ülke olamayacağını hepimiz çok net biliyoruz. Yoksullukla mücadeleyi, eşitlik ve adalet ilkeleriyle istihdam temelli ele almayan bir Türkiye, ne yazık ki gelişemez ve kalkınamaz. Bu açıdan Tarımsal Kalkınma Zirvesi, ülkemizin yararı açısından gerçekten çok değerli ve uygun bir zamanda olacaktır.


HER KOŞULDA ÇÖZÜM ÜRETMENİN BİR YOLUNU BULDUK

Bu zirvenin terazisinin iki kefesi olduğunu düşünüyoruz. Birinde tüm belediyelerimizin el birliğiyle gerçekleştirdiği sosyal belediyecilik çalışmaları bulunuyor. Göreve geldiğimizden bu yana hep birlikte birçok sorunla mücadele ettik. Ekonomik kriz, pandemi, doğal afetler peş peşe geldi. Gerçekten belediyelerimiz, bu koşullarda çok ama çok iyi sınavlar vermiştir. Vatandaşın derdine çare olmak için sürekli çalıştık. Bunu yaparken, biliyoruz ki önümüze engeller çıkaracaklardı ve çıkardılar. Ancak hiçbir arkadaşımız, halka hizmet konusunda yılmadı, yılmayacak. Her koşulda çözüm üretmenin bir yolunu bulduk ve açıkçası biz, işimize baktık. Bu zirvede belediyelerimizin neler yaptığını hem toplu hem de ayrı ayrı hem göreceğiz hem de dinleyebileceğiz. Böylece yerel yönetimlerdeki büyük resmi herkes bu fuarla beraber çok ama çok net görecek.


GÖÇ AKINLARINI ÖNLEYEMEZSEK ULAŞIM SORUNUNA KALICI ÇARE BULUNMAZ

Bu zirvenin ikinci kefesi ise ülkemizin bütüncül bir planlamaya olan ihtiyacıyla doğrudan ilgili. Ülkemizin tamamı sağlam, bütüncül bir kent ve kır politikasına sahip olmazsa kentlerin sorunlarıyla da baş etmemizin giderek daha zor olduğunu ve hatta baş edilemez olduğunu belki de en iyi İstanbul olarak biz biliyoruz. İstanbul, 16 milyonluk nüfusuyla Avrupa'nın en kalabalık şehri, en kalabalık metropolü. Milyonları bulan mültecileri de ayrıca belirtmeliyiz. 2 milyonu aştığını net olarak biliyor ve yaşıyoruz. Böyle bir şehrin sorunlarını çözebilmek olağanüstü bir çaba gerektiriyor. Bunu da yapıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bugün aynı anda 10 farklı metro inşaatı yapan dünyadaki tek belediye. Ancak 10 değil, 100 metro da yapılsa, eğer İstanbul'a yeni göç akınlarını önleyemezsek İstanbul'un ulaşım sorununa kalıcı bir çare bulmamız mümkün değildir.


MEMLEKETİN KIRSAL BÖLGELERİ İSE HIZLA BOŞALIYOR

Marmara Bölgesi'ne bakarsak, en hazin örnek buradadır. Marmara Bölgesi, Türkiye’nin yüz ölçümünün yüzde 8,5’dir. Nüfusun üçte birini ve sanayinin yüzde 50’sine yakınını bu bölgeye yığmışız. Buna karşılık memleketin kırsal bölgeleri ise hızla boşalıyor. Bu gidişatı tersine çevirmenin yolu, güçlü bir tarım politikası inşa etmekten geçmektedir. Bu politika, tarıma yeniden gelir getirici özellik kazandırarak, insanların doğdukları yerde refaha ulaşabilmelerini sağlar. Ben bir tarım çocuğuyum. Öyle doğdum öyle büyüdüm. Liseye kadar öyle büyüdüm. Onun huzurunu, keyfini, yarattığı memnuniyeti o çocukluğunda, gençliğinde yaşamış birisiyim. Dolayısıyla bunu çok iyi biliyorum. Kırsaldaki gelişim, kentlerde olan sağlıksız yönelimi durdurur. Mutfaktaki yangını söndürür. Ve bugün aslında burada şu an bunu göreceğiz. Birazdan dinleyeceğimiz, göreceğimiz 2024-28 tarım politikalarıyla ilgili partimizin çalışmalarının, bu sorunlara çözüm üretebilecek, içeriğe ve araçlara sahip olacağından kesinlikle eminim. Dolu dolu üç gün geçireceğiz. Belediyelerimiz, kooperatiflerimiz ve uzmanlarımız birbirleriyle proje alışverişi yapacaklar. Yerelden genele giden yolun taşlarını hep beraber döşemeye devam edeceğiz. Ve bunu bütün İstanbul'un da gelip görmesini ve yaşamasını istiyorum. Bütün İstanbullu hemşerilerimi özellikle o fuara gelmeleri için de buradan davet ediyorum.”