İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 3 Mayıs Türkçülük Günü dolayısıyla yayımladığı video mesajda, "Türk Dünyası Politikası" vurgusu yaptı. Akşener, "Covid-19 salgınının gün yüzüne çıkardığı yeni tedarik zincirleri ve Azerbaycan’ın haklı mücadelesiyle Karabağ’da elde ettiği tarihi zafer; Türk Dünyası’nın önüne yeni ufuklar ve iş birliği imkanları çıkardı. Ancak bu ufuklara ulaşabilmek, bu iş birliği imkanlarını hayata geçirebilmek için Türkiye’nin dönemsel gelişmelerden arındırılmış, etkin ve uzun vadeli bir Türk Dünyası politikasına ihtiyacı var" dedi.

“EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ VE DIŞ TİCARET SEVİYESİ BEKLENTİLERİN GERİSİNDE: 

Bundan 30 yıl önce 1991 yılında, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte yeni dünya düzenine etki edebilecek önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti ile tarihi, sosyal ve kültürel açıdan kadim bağlara sahip olan Türk Cumhuriyetleri peş peşe bağımsızlıklarını elde ettiler. Ortaya çıkan bu yeni vizyonun bir parçası olarak bazı federe cumhuriyetler, bölge ve topluluklar da dünya yönetim sahnesinde yerini aldı. Bu kapsamda 10 milyon kilometrekareden fazla toprağı, 200 milyonu aşan nüfusu ve zengin kaynakları ile Türk Dünyası gerçeği kendisini göstermiş oldu. Söz konusu bu ilk süreçte Türkiye, yerinde bir kararla, kardeş Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlığını tanıyan ilk devlet oldu. Fakat belirli yıllar sıçramalar yaşansa da fırsatların zamanında ve yerinde değerlendirilemeyişi sebebiyle; geçen 30 yıllık süreç içerisinde bu potansiyel hak ettiği seviyeye maalesef taşınamadı. Özellikle ülkeler arasındaki ekonomik iş birliği ve dış ticaret seviyesi beklentilerin oldukça gerisinde kaldı.

ETKİN VE UZUN VADELİ TÜRK DÜNYASI POLİTİKASI: 

1992 yılında başlayan Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirveler sürecinde, kurumsallaşma adına önemli bir adım 2009 yılında atıldı. Kazakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in teklifi, ilgili ülkelerin de kararıyla, Türk Konseyi yani Türk Keneşi 2010 yılında hayata geçti. Özbekistan’ın daimî üyeliği ve Macaristan’ın gözlemci üyeliği ile de Türk Konseyi kapsamını genişletmiş oldu. Türk Akademisi ve diğer ortak kuruluşlar olan; TÜRKSOY, TÜRKPA, Türk Kültür ve Miras Vakfı yapısal kazanımlar olarak faaliyetlerini sürdürüyorlar. Gelinen aşamada gerek bölgesel gerekse küresel güç mücadelesindeki yönelim, Covid-19 salgınının gün yüzüne çıkardığı yeni tedarik zincirleri ve Azerbaycan’ın haklı mücadelesiyle Karabağ’da elde ettiği tarihi zafer; Türk Dünyası’nın önüne yeni ufuklar ve iş birliği imkanları çıkardı. Ancak bu ufuklara ulaşabilmek, bu iş birliği imkanlarını hayata geçirebilmek için Türkiye’nin dönemsel gelişmelerden arındırılmış, etkin ve uzun vadeli bir Türk Dünyası politikasına ihtiyacı var.

AKŞENER'DEN 9 MADDELİK ÖNERİ

"30. Bağımsızlık yıl dönümlerinde Türk Dünyası iş birliğinin gerçekçi ve somut projelerle yürütülebilmesi için, 9 temel ilke ve hedefin hayata geçirilmesinin bir zorunluluk olduğuna inanıyor ve iktidarı bu ilke ve hedefler doğrultusunda gerekli adımları atmaya çağırıyorum" diye konuşan Akşener, şu maddeleri sıraladı:

“- Türk Dünyası’nın iş birliğinde; ‘mevcut kazanımların korunması’, ‘egemen eşitlik’ ve ‘karşılıklı anlayış’ ilkeleri ilişkilerin yürütülmesinde vazgeçilmez bir öneme sahip olmalıdır.

- Türk Dünyası’nın ekonomik potansiyelini harekete geçirebilmek ve etkili bir güzergâh haline gelebilmesi için Trans-Hazar Koridoru’nun işlerlik kazanması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda öncelikle söz konusu koridorun tüm ülkeler açısından bütünleştirici ve katkı sağlayıcı olabilmesi sağlanmalıdır. Bu hedefe uygun olarak nakliye ve gümrük konuları başta olmak üzere sahada yaşanan problemler bir an önce giderilmeli ve gerekli kararlar alınmalıdır.

- Türkiye’nin dış politikadaki hataları, Türk Dünyası ilişkilerinden uzak tutulmalı ve bu ülkelerin hassasiyetlerini zedelemesine asla izin verilmemelidir.

- ‘Türk Dünyası 2040 Vizyonu’ çerçevesinde, ‘Türk Devletleri İş Birliği Örgütü’ yaklaşımı resmiyet kazanmalıdır. Genişleme eğilimi sürecinde iş dünyasının da potansiyelini harekete geçirebilecek ve karlılık, verimlilik temelinde faaliyet gösterecek ‘Türk Ekonomik İş Birliği ve Yatırım Fonu’ oluşturulmalıdır.

- Salgınla mücadele sürecindeki tecrübeler, ülkelerin sağlık alanında iş birliği yaparak olası krizlere hazırlıklı olmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Bu konudaki öncü ülkelerin Ar-Ge çalışmalarına ayırdığı bütçeler her sene artarken Türk Dünyası söz konusu alanda da potansiyel imkanlarını bir araya getirmelidir.

- Bu kapsamda birbirini tamamlayacak şekilde Türk Dünyası Dil Kurultayı, Türk Dünyası Bilim ve Teknoloji Kurultayı ve Türk Dünyası İktisat Kongresi’nin en uygun ve en kısa zamanda düzenlenmesinin ilişkilere her alanda ivme kazandıracağını düşünüyoruz.

- Siyasi ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra eğitim ve kültür alanında değişen koşullara uygun ve yeni nesilleri gözeten inşa edici projeler deveye konulmalıdır.

- Son dönemde yeniden gündeme gelen ‘Dil ve Alfabe Birliği’ konusundaki çalışmalar bilimsel zeminde devam ettirilmeli ve Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı yol haritasına uygun şekilde geleceğe taşınmalıdır.

- Türk Dünyası iş birliği, sadece üye ülkeler arasında değil, çok daha geniş bir coğrafyada barış ve huzurun tesisini sağlayan etkili bir mekanizma niteliği taşımalıdır.”