Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Marmara Denizi ve Adalar’ın ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilmesine tepki gösterdi. Bu kararla Adalar’da imar planı yapma ve onaylama yetkisinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na verildiğini anımsatan Torun, “Adalar’daki imar planı yetkisinin müsilajla ne alakası var? Bu tamamen art niyetli bir uygulamadır. Halkın belediyelerimize verdiği yetkinin masa başında çalınmasıdır. Bu karar bir an önce geri çekilmelidir” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2020 yılı kesin hesap ve 2022 yılı bütçesi üzerine görüşmeler sürüyor. 

Komisyonda AKP ve CHP milletvekilleri arasında gergin anlar yaşandı. Komisyonda CHP adına söz alan Seyit Torun, Bakan Kurum'a, orman yangınları ve vatandaşa yapılan yardımlar üzerinden eleştirilerde bulundu. Bunun üzerine AKP milletvekilleri, "Siz de gittiniz mi" diye sordu. Torun, "Evet, ben de gittim, dolaştım. Bizzat Manavgat’a da gittim. Birebir dolaştım, vatandaşı da dinledim. Siz oturun, Sayın Bakan cevap verir. Ben Sayın Bakan’a sordum, az sonra o da cevap verir" diyerek tepki gösterdi.

Kmisyon Başkanı Cevdet Yılmaz'ın araya girmesiyle Torun konuşmasına devam etti. Ancak Torun'un muhalif belediyelerle ilgili Bakan Kurum'a yönelttiği sorular nedeniyle bu kez AKP'li Erim'in laf atması üzerine Torun, "Ben sana sormadım, Bakan’a soruyorum, o da cevap verir. Ben buraya soru sormaya geldim. Yarası var herhalde" diyerek karşılık verdi.

Komisyon Başkanı Yılmaz'ın "Bekir Bey, bu aralar çok sık yapmaya başladınız, böyle bir usul yok" uyarısıyla Torun konuşmasına devam etti. Torun, şu eleştirilerde bulundu.


YEREL YÖNETİM YASALARI YAMALI BOHÇAYA ÇEVRİLDİ

“Yerel yönetimler, vatandaşlarımıza en yakın hizmet kurumlarıdır. Üzülerek ifade ediyorum ki demokrasinin ana unsuru olan yerel yönetimlerin bu hizmet kapasitelerine en büyük zarar, 19 yıllık AKP iktidarlarında verildi. Hiçbir dönemde merkezi yönetimler, yerel yönetimler üzerinde, içinde bulunduğumuz dönem kadar vesayet, baskı kurmadı. Yerel yönetim yasaları yamalı bohçaya çevrildi, vatandaşın ihtiyaçlarına cevap veremez hale getirildi. Çünkü iktidarınız, bu yasalarla oynarken vatandaşın beklentilerini ve ihtiyaçlarını değil, sadece kendi siyasi çıkarlarını düşünerek kararlar aldı. Gelinen aşamada durum şudur: Belediyelerin yetkileri parça parça ellerinden alınmıştır ve alınmaya da devam etmektedir. Yerel yönetimlerin öz gelirleri düşürülmüştür. Belediyeler, merkezi yönetimin transfer bütçesine, yani vesayetine mahkûm hale getirilmiştir. Merkezi yönetimin artırılan yetkileri, yerel yönetimler üzerinde adeta kılıç gibi sallandırılmaktadır.


İKTİDARIN BECERİKSİZLİĞİ

İktidarın yerel yönetimlerle ilgili 19 yıllık beceriksizliğini sadece bir örnekle açıklamak isterim. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002 seçim beyannamesinde şöyle denilmektedir: ‘Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve yetkilerini, hizmette aksamaya yol açmayacak şekilde düzenleyeceğiz.’ Bu vaatten 19 yıl sonra, geçen yıl açıklanan 2021 Cumhurbaşkanlığı Programı’nda, bakanlığınızın yapacağı işler arasında şunu söylüyorsunuz: ‘Büyükşehir belediyeleriyle ilçe belediyelerinin çakışan yetki ve sorumlulukları nedeniyle ortaya çıkan hizmet aksamalarını gidereceğiz.’ Yani şunu söylüyorsunuz: ‘19 yıl önce yetkiler çakışmayacak dedik ama beceremedik. Yetkiler çakıştı, aksamalar yaşandı, biz bu sefer aksamaları gidereceğiz.’ İşin garip tarafı, 2022 Yıllık Programı’nda da aynı cümleleri kullanıyorsunuz. Sadece bu örnek bile iktidarın beceriksizliğini ortaya koymaktadır.


"BAKANLIĞINIZ, ARTIK ‘KOPYALA-YAPIŞTIR’ BAKANLIĞINA DÖNMÜŞTÜR"

2021 ve 2022 Cumhurbaşkanlığı yıllık programlarında, bakanlığınızın yerel yönetimlerle ilgili yapacağı işler bölümleri, neresinden tutsanız elinizde kalıyor. 2021 programında verdiğiniz 6 vaadin tamamı, noktasına, virgülüne dokunulmadan 2022 programına yapıştırılmış. 2021 programında, ‘Belediyelerin yetkilerini açık bir şekilde tanımlamaya yönelik somut önerileri içeren bir rapor hazırlayacağız’ diyorsunuz. Aradan bir yıl geçiyor, 2022 programına bakıyoruz, yine aynı cümlelerle ‘rapor hazırlayacağız’ diyorsunuz. Değerli arkadaşlar, siz bu vatandaşın aklıyla alay mı ediyorsunuz? Bir vaadi, o yıl içinde yapmayacaksanız programa niye koyuyorsunuz? Bir yılda bir rapor dahi hazırlayamamak, bakanlığın geldiği noktayı da gözler önüne sermektedir. Yine her seçim beyannamesinde ve her yıllık programda yerel yönetimlerin öz gelirlerini artıracağınızı söylüyorsunuz. ‘Kopyala-yapıştır’ aynı ifadeleri koyuyorsunuz, ama yaptığınız hiçbir şey yok. Bu yıllık programlarının artık hiçbir hükmü kalmamıştır. Bu, açık bir iş bilmezliktir ve bakanlığınız, artık ‘Kopyala-Yapıştır’ bakanlığına dönmüştür.

Ayrıca, yine her yıllık programda, ‘Yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin mevzuat düzenlemesi yapılacaktır’ diyorsunuz. Görev sizin bakanlığınıza verilmiş. Yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin hangi çalışmaları yürütüyorsunuz, bu konuda bilgi verirseniz seviniriz. Ancak eminiz ki bu konuda neler hazırlandığı belli değil. Tarım ve Orman Bakanı bile, ‘Bu Büyükşehir Yasası tarıma zarar verdi, tadilat yapılmalı’ diyor. Anlaşılıyor ki iktidar, bu konuda ne yapacağını şaşırmış, nasıl adım atacağını bilmiyor.


"PARTİZANLIKTA VE AYRIMCILIKTA ŞAHA KALKAN BİR İKTİDARLA MUHATABIZ"

Belediyelerle ilgili samimi ve kapsamlı bir düzenleme hazırlanmıyor ama Meclis’e gelen neredeyse her teklifinin içerisine, belediyelerin yetkilerini elinden alan parça parça düzenlemeler ekleniyor. Her torba yasada belediyelerin yetkileri ellerinden alınıyor. Bunun en son örneğini, Turizmi Teşvik Kanunu denilen, bizim de Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığımız düzenlemede yaşadık. Artık bu sorunlu yaklaşıma bir son vermek gerekiyor. Eğer yerel yönetim yasaları yeniden ele alınacaksa, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi hedefleniyorsa bunun yolu belli. Yerel yönetimler, devletin vatandaşa en yakın elidir. Bu, bütün siyasi partiler bir araya gelir, ortak akılla değerlendirilerek yapılır. Vatandaşın derdi değil, sarayın gücü artırılmak isteniyorsa bu yola da başvurulmaz. Eğer samimiyseniz, bizim önerilerimiz hazır.

Belediyeleri bir bütün olarak görmeyen, kendinden olmayan belediyeler üzerinde baskı üstüne baskı kuran bir anlayışla karşı karşıyayız. Ülkemizi şaha kaldıran değil, maalesef partizanlıkta ve ayrımcılıkta şaha kalkan bir iktidarla muhatabız.


SORU ÖNERGELERİ YANITSIZ

Şimdi, sadece Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bu partizanlığa nasıl ortak olduğunu bazı örneklerle anlatmak isterim. Bilindiği gibi bakanlık, yerel yönetimlere araç yardımı ve şartlı nakdi yardımda bulunabiliyor. Ben, bu yardımlarla ilgili bilgileri, 2 Kasım 2020’de Sayın Bakan’a bir soru önergesiyle sordum. ‘2019 yerel seçimleri sonrası hangi belediyelere araç verdiniz ve hangi belediyelere nakdi yardımda bulundunuz’ diye bilgi istedim. Sayın Bakan, 40 gün sonra cevap verdi. Cevap şu değerli arkadaşlar: ‘973 belediyeye bütçe imkânları çerçevesinde yardım yapılmıştır.’ Biz, ‘Hangi belediyelere kaç araç verdiniz’ diyoruz, ona yanıt verilmiyor. Bir de 2019 seçimlerinden bu yana belediyelere 432 milyon TL nakdi yardım yapılmış. ‘Peki bu 432 milyon TL hangi belediyelere gönderilmiş’ diye sorduk, ona da cevap verilmedi.


YARDIMLARIN YÜZDE 97’Sİ CUMHUR İTTİFAKINA

Biz de Bakan’dan yanıt alamayınca kendi araştırmalarımız sonucu bazı bilgilere ulaştık. Ve bakanlığın neden sorularımıza yanıt veremediğini, açık ve net olarak anlamış olduk. Tablo şu: Bakanlığınız, son üç yılda 994 belediyeye 2 bin 628 araç yardımında bulunmuş. Bu araçların yüzde 97’si Cumhur İttifakı ve kayyum belediyelerine gönderilmiş. Bu da yetmemiş, sanki saraydakinin ihtiyacı varmış gibi 5 araç da saraya gönderilmiş. Ülke nüfusunun yarısından fazlasını yöneten tüm muhalefet belediyelerine ve bağımsız belediyelere ise sadece yüzde 3’lük yardım yapılmış. Şimdi sormak istiyorum: Bu hangi adalet anlayışına, hangi kanuna sığar?


NEYİ GİZLİYORSUNUZ

Biz bunu kamuoyuna açıkladık, sonrasında Sayın Bakan’a 10 Eylül 2021’de bir kez daha soru önergesi verdik. Sayın Bakan bu kez de 42 gün sonra yanıt verdi ve yine ‘Yardımlar bütçe imkânları çerçevesinde yapılıyor’ demekle yetindi. Şimdi bir kez daha soruyorum: Hala bunu niye açıklamıyorsunuz, neden gizliyorsunuz? Sadece bu örnek bile sizin bu araç dağıtımında yaptığınız haksızlığı, adaletsizliği ve partizanlığı da net bir şekilde ortaya koyuyor ve kanıtlıyor. Vatandaşın parasını hukuksuzca kullanıyorsunuz ama bunu maalesef açıklayamıyorsunuz.


İLBANK ELEŞTİRİSİ

Bir de İlbank meselesi var. Belediyelerin genel bütçeden aldığı gelirler İlbank eliyle dağıtılıyor ve İlbank ayrıca yerel yönetimlere kredi imkânı da sağlıyor. Şimdi, bizim belediyelerimiz İlbank’a kredi için başvuruyor ama bu başvuruların çok önemli bir kısmına hep ret veriliyor.

 İlbank’ın genel müdürü, 2021 yılında belediyelerin kentsel dönüşüm projeleri için 3 milyar TL kaynak ayrıldığını açıkladı. 2021’in sonuna geldik ama bu kaynaklarda adaletli bir dağılımın olmadığını gördük. Yine Sayın Bakan’a yine sorduk, ‘Bu 3 milyar TL kimlere verildi’ diye. Bakanlıktan şu cevap geldi: ‘Bankaya ait sırlar başkasına açıklanamaz.’ Yani anlaşılıyor ki bu 3 milyar TL’lik kaynak da iktidar belediyelerine aktarıldı. Açıkça söylüyorum; biz, tüm bu hukuksuzlukların da asla peşini bırakmayacağız.


KANAL İSTANBUL TEPKİSİ

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin parti programında, ‘Belediye alanlarında düzenleme yapmadan önce belediyelere danışılması ilkemiz olacak’ diyorsunuz. Peki Sayın Bakan, bu ucube Kanal İstanbul Projesi’ne ne diyeceğiz? Bu projeyi yapmadan önce İstanbul Büyükşehir Belediyemizle görüştünüz mü, danıştınız mı? Kanal İstanbul için imar planlarını hazırlayıp askıya çıkardınız. Bunun için belediyelerimizden görüş aldınız mı? Bırakın danışmayı, siz Kanal İstanbul’u eleştirdi diye Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma bile başlattınız. Siz, çevreyi korumakla sorumlu bir bakansınız. İstanbul Büyükşehir Belediyemiz, Kanal İstanbul’un çevreye, doğaya zararlarıyla ilgili pek çok bilimsel çalışma yaptı. Bunların hiçbirini kayda almadınız. Sayısız bilim insanının bu konuda olumsuz görüşleri var ama hiçbirini dikkate almadınız. Buradan bir kez daha, İstanbul’un bağrına hançer gibi saplanacak bu projenin iptal edilmesi çağrımızı yineliyoruz. İnşallah iktidara geldiğimizde bu projeyle alakalı tüm işlemleri iptal edeceğimizi de tekrar duyurmak istiyoruz.


ADALAR İMAR PLANI ELEŞTİRİSİ

 Yine hem 2021 hem de 2022 yıllık programlarında, şunu söylüyorsunuz: ‘İmar uygulamalarında katılımcı yaklaşımlar geliştireceğiz.’ Daha mürekkebi kurumadan, ‘Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan ediyorsunuz. Adalar’da imar planı yapma ve onaylama yetkisini, İstanbul Büyükşehir Belediyemizden alarak bakanlığınıza aktarıyorsunuz. Ve bunu yaparken belediyemizden ne görüş alıyor ne de bilgi veriyorsunuz. Buranın altını çizmek isterim: Bu kararı, belediyemiz, Adalar Nazım İmar Planı hazırlayıp belediye meclisine sunduktan sonra yapıyorsunuz. Nerede kaldı sizin katılımcılık anlayışınız? Bir de kılıf bulmuşsunuz: ‘Müsilajla mücadele’ diyorsunuz. Değerli arkadaşlar, hepinize soruyorum: Adalardaki imar planı yetkisinin müsilajla ne alakası var? Bu tamamen art niyetli bir uygulamadır. Halkın belediyelerimize verdiği yetkinin masa başında çalınmasıdır. Bu karar bir an önce geri çekilmelidir.


8,7 MİLYARLIK KREDİ 1 YILDIR ONAY BEKLİYOR

Başka bir konu; belediyelerimizin uluslararası kredileri ile ilgili. Şu anda 4 büyükşehir belediyemizin 8,5 milyar TL’yi bulan kredisi, bir yıldır Cumhurbaşkanlığı’ndan onay bekliyor. İzmir Büyükşehir Belediyemiz, 30 Ekim 2020’de meydana gelen İzmir depreminin ardından Dünya Bankası’na, ‘Afet Sonrası Acil Destek Kredisi’ için başvuru yaptı. Kredi alımı için yürütülen müzakerelere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İlbank temsilcileri de katıldı. Dünya Bankası ile 340 milyon dolarlık kredi üzerinde anlaşma sağlandı. Orta hasarlı binaların dönüşümü için kullanılması hedeflenen kredi anlaşmasının tamamlanması için Cumhurbaşkanı’nın izni gerekiyor. Kredi talebine yaklaşık 8 aydır yanıt gelmedi. Sayın Bakan, bakanlığınızdan ve İlbank’tan temsilciler de bu görüşmelerin içinde yer aldı. Bu kredinin onaylanmamasının gerekçesi nedir? Depremzedelere yardım için kullanılacak bu kredinin verilmesi neden engellenmektedir?


VATANDAŞ ÇARESİZ

Antalya ve Muğla illerimiz başta olmak üzere pek çok ilimizi kapsayan orman yangınları oldu. 2 ay önce, yeni konutların bir yıl içinde tamamlanacağını söylenmişti. Gittiniz, vatandaşa da protokol imzalattınız; bazı vatandaşlarımız verdi, bazıları vermedi. İmza veren korku içinde. İmza atmayanlar ne olacağını bilmiyor, kaygı içinde. Vatandaş çaresiz bir şekilde bekliyor. ‘Yangın döneminde gelindi, 10 gün, çakarlı arabalarla dolaşıldı. Sonra biz artık hiçbir devlet yetkilisini göremedik’ diyorlar. Son olarak şunu söylemek isterim: Bir şeyin adı değişince aslı değişmezmiş. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, maalesef siyasi iktidarın partizan politikalarının bir aracı haline getirilmiştir. Ve kimse unutmasın ki bu dönemde uygulanan ayrımcı politikalar, tarih boyunca hatırlanacaktır. Bu yönetim de bu uygulamaların failleri olarak hafızalara kazınacaktır.”

Kaynak: Anka Haber